KAYGI – SINAV KAYGISI

Kaygı, herhangi bir stresli durumda yaşanan doğal bir duygudur ve yaşamın doğal bir parçasıdır. Öğrenciler için sınava girmek kaygı yaratan bir yaşantıdır. Her öğrenci sınava bağlı olarak kaygının etkilerini değişik şekillerde yaşar ve hisseder. Aslında bir miktar kaygı kişinin performansını olumlu yönde etkiler.
Sınav kaygısının etkileri, sınavda bilgilerini unutma ve boşluk yaşamadan, fiziksel belirtilerin ortaya çıkmasına kadar geniş bir yelpazeye yayılır. Yaşanan kaygı düzeyi, sınava hazırlığı ve sınavda gösterilen performansı etkiler ancak bu etki performansa olumsuz yönde yansıdığında "Sınav Kaygısı" bir sorun olarak karşımıza çıkar.
Öğrencilerimizin özellikle SBS-LGS-LYS gibi performanslarının toplu olarak değerlendirileceği önemli bir sınava hazırlandıkları şu dönemde sınav kaygısının onları ve siz velilerimizi nasıl etkilediği, hangi koşullarda yoğun olarak yaşandığı ve nasıl azaltılabileceği konularında bazı önemli hatırlatmalar...
İnsanlar dünya üzerinde varoluşlarından bu yana iki temel duyguyla yüz yüze gelmişlerdir: Korku ve kaygı. Kaygı, insanın en temel duygularından birisi olarak hepimizin zaman zaman yaşadığı ve yaşamımızı çeşitli şekillerde etkileyen bir durumdur. Ancak, kaygı genellikle olumsuz bir duygu olarak değerlendirilse de aslında hayatımızı sürdürmemiz için gereklidir.
Çağımızın çoğalan iş seçenekleri arasında boğulmadan en uygun mesleği seçebilmek ciddi bir hazırlığı gerektirmektedir. Bu da lise ve iyi bir üniversite eğitiminin her geçen gün önem kazanmasını ve derslerdeki başarının daha fazla ön plana çıkmasını beraberinde getirmektedir.
Sınav kaygısı, yetersiz ders çalışma, fizyolojik belirtiler ve sınav durumunda sınavla ilgili olmayan düşünceleri içeren bir durum olarak açıklanabilir.
Kaygıyı Tetikleyen Durumlar
Anne babanın çok küçük yaştan başlayan yüksek başarı beklentisi, çocuğun hatalarını düzeltmek için sürekli eleştirmesi, yargılayıcı kelimeler kullanması, olumsuz sıfatlar takması çocuğun kendisine olan güvenini azaltır. Çocuk ona atfedilen sıfatları ve başarısızlıkları içselleştirir. Böylece, göstermiş olduğu çabanın bir anlamı kalmaz, sadece sonuçla ilgilenir.
Anne baba olarak beklentilerimizi sıfırlamak elbette mümkün değildir. Ancak beklentilerimizin sınırını, "neyi nereye kadar isteyeceğiz, çocuğumuzun sınırları nereye kadar?" gibi soruları kendimize sorarak, bu sorulara vereceğimiz cevaplar doğrultusunda belirleyebilmemiz önemlidir. Genellikle beklentilerimiz çocuğun yapabileceği sınırı aştığı durumlarda çocuk tepkisini yoğun kaygı duygusuna (özellikle sınav kaygısı) dönüştürerek gösterir.
Ayrıca yoğun kaygı yaşayan çocuklara baktığımızda anne babalarının da çocukla benzer şekilde yoğun kaygı ve endişe duygusu yaşadıkları görülmüştür. Çünkü kaygı bulaşır. Bu yüzden öncelikle kendimizi rahatlatabilmek, gerekirse bir uzmandan bu konuda destek almak önemlidir.

• Sınava hazırlanan çocukları ve ailelerini kaygılandıran en önemli faktörlerden biri, konuların nasıl yetiştirileceği, eksiklerin nasıl tamamlanacağı, nelere öncelik verileceği, yapılan çalışmaların yeterli olup olmayacağı, deneme sınavlarında gösterilen performansın ne olacağı vb. sorular sonucunda oluşan "belirsizlik" duygusudur.

• Çocuğunuzdan beklediğiniz başarı düzeyi, çocuğunuza ders çalışması konusunda yaptığınız baskılar, sınavlara çalışırken "Bu kadar çalışmakla başarılı olamazsın" gibi yaptığınız olumsuz yorumlar çocuğunuzun kaygısını arttırır.

• "Acaba sınavı kazanabilecek miyim?", "Gelecekte nasıl bir yaşantım olacak?" vb. sorular sonucu oluşan "gelecek kaygısı" ise kaygıyı tetikleyen diğer bir önemli faktördür.

• Çocuğunuzun elde ettiği ya da elde edemediği başarıyı tüm geleceğini belirleyecek, tek etmen olarak görüyor olması kaygıyı arttırır.
SS
• Kaygı düzeyini yükselten diğer bir etken, çocuk ve ailenin sınava ilişkin ürettikleri olumsuz düşünceler, sınavdan önce sınavın sonucuna ilişkin olumsuz tahmin yürütmeler, karşılaşılan herhangi bir güçlükten sonra sınavın başarılı geçmeyeceğine yönelik atıfta bulunmalarıdır.

• Sınavın çocuk ve ailesi tarafından bir kişilik ölçümü olarak görülmesi, başkaları ile kıyaslama, sınavda yeterli başarı elde edilmezse "başkaları ne düşünür?", "ya rezil olursak?" vb. anlamlar yüklenmesi kaygıyı yaratır.
• Daha önce de üzerinde durduğumuz gibi çocuğun yeterince hazırlanmadığını bilerek sınava girmesi kaygı düzeyini yükseltecektir.

• Mükemmeliyetçi, rekabetçi kişilik yapısı kaygıyı arttırır.

• Öğrencinin başarılı olmayı hedeflerken, gösterdiği çabayı yeterli bulmaması ve kendine güvenmemesi kaygı yaratır.

Nasıl Üstesinden Gelinebilir?
• Çocuğunuza sınavda başarılı olmasının onu sevmenizin bir koşulu olmadığını ifade etmelisiniz. Çocuk sınavı bir kişilik değeri olarak görmemelidir.

• Telaş ve acelecilik paniğe ve kaygıya yol açar. Bu nedenle zamanın koşuşturma içinde geçirilmemesi, zaman planlamasının yapılması yararlı olacaktır. Bu planlama, hem sizin hem de çocuğunuzun önünü görmesini sağlayacaktır. Bu amaçla rehberlik uzmanından yardım alınabilir.

• Sınav öncesinde "Sana güveniyoruz, sen yaparsın..." gibi teşvik amaçlı iletilen mesajlar çocuğunuz için bir tehdit haline dönüşebilir. Verilen mesajların çocuk üzerindeki etkisini düşünüp onun heyecanını arttıracak mesajlardan uzak durulmalıdır.

• Çocuğun iyi olduğu konularda cesaretlendirilip, olumlu özellikleri vurgulanmalıdır. Bu, çocuğunuzun güven duygusunu pekiştirecek ve "yapabileceğine, başarabileceğine" ilişkin inancı artacaktır.

• Anne-babasının kendisine güvendiğini ve onu takdir ettiğini gören çocuğun kendine olan saygısı ve güveni de artacaktır.

• Çocuğunuzla ilgili beklentilerinizi kontrol etmek ve onun sınırlarının zorlanmasını önlemek, kendi özlem ve istekleriniz doğrultusunda değil, çocuğunuzun gerçek kapasitesi doğrultusunda beklentinizi belirlemek çocuğunuzun yaşayacağı kaygıyı azaltacaktır.

• Çocuğunuzun başarıya ulaşmak için elinden geleni yaptığına inanın. Eğer sonuç istediğiniz gibi olamazsa elinden gelenin bu kadar olduğunu kabul edin. Başarıya ulaşmak için gösterdiği çabayı gözden kaçırmayın. Sadece sonuçla değil, süreçle de ilgilenin; çocuğunuzun da bunu fark etmesini sağlayın.
S
• Çocuğunuzla sınav sürecinde, kendisini nasıl hissedip değerlendirdiğine ilişkin konuşmalar yapabilir, hatta sadece onu dinleyebilirsiniz.
• Anne – baba olarak çocuğunuzun gelecekteki mutluluğunun tek belirleyicisinin elde ettiği başarı olmadığını, bunun dışında iyi yapabileceği birçok alternatifi olduğunu zaman zaman vurgulayın. Sadece başarısızlıkları ile yüzleştirmek yerine, çocuğunuzun cesaretini ve kendine güvenini arttırmak amacıyla, başarılı olabildiği farklı alanlar ortaya çıkartıp, çocuğun bunu fark etmesini sağlayın.

• "Hata yapacağım" kaygısı yaşamak, başarısızlık beklentisi, başarısızlık beklentisi de hata yapmayı beraberinde getirir. Unutmayın mükemmeliyetçilik hata yapma ihtimalini artırır.